Medyum Ledun Hoca Denizli

Cinlerin Yaradılışları

“Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık.” (Hicr, 27)

Cinlerin yaratılışı insandan farklıdır, insanoğlu yaratılmadan veya ruhu yaratılıp dünyaya gönderilmeden 2000 yıl kadar önce cinler yaratılmıştır. Bu yıl kavramı ruhani mi yoksa dünyevimi bilinmemektedir. Ben dünyevi yani insanların zamanı olduğuna inanmıyorum. Bana göre ruhani alemin zamanına göre 2000 yıl kadar önce yaratılmışlardır. Allah cinleri dumansız ateşten yaratmıştır ve dünyaya göndermiştir. Bu ateşe “Maric” denmektedir. Maric ateş yandığında en üstte kalan saf ateşe denir. Kuran-ı Kerim’de cinlerin gözeneklerden nüfus eden kavurucu bir ateşten yaratıldığı söylenmektedir. Bu ateşe de “Semum” denir. Semum dumansız bir ateştir. Cinlerin muhtevasının ne olduğu tam olarak bilinmemektedir. Ancak çoğu görüş Maric veya Semum ateşi oldukları yönündedir. Aslında mana ve anlatım olarak düşündüğümüzde Maric ve Semum eş değerdir. Maric halis ateş semum ise vücuda nüfus eden ateştir. Benim görüşüm cinlerin mayasının ateş olduğudur ancak ateş bedene büründüğünde ışık hızından daha hızlı hareket ettikleri için “ışık” diye de adlandırabileceğimiz bir enerjiden oluştuklarına inanıyorum.

Cinler içlerindeki fitne ateşi ile dünyayı karıştırmış, savaşlar çıkarmış ve kan dökmüştür. Alemlerin Rabbi’nin sözünden çıkmış bir kısmı isyan etmiştir. Bunun üzerine Allah insanoğlunu yaratıp dünyaya halife kılmıştır. Cinlerin bu kadar kan dökme sebebini şu anda insanların yaşadıkları savaşlara bakarak anlayabiliriz. Aynı insan aleminde olduğu gibi cin aleminde de iktidar ve ele geçirme mücadelesi vardır.

Cinlerin aslı olan ateş bildiğimiz ateş kavramından farklıdır. Yukarıda belirttiğim gibi maric veya semum denilen ateşten yaratılmışlardır. İnsanoğlunun topraktan yaratılıp et kemik bedene bürünmesi gibi cinlerde ateşten yaratılıp enerji bedene bürünmüşlerdir. Enerji bir madde değil, kendini hareketle gösteren bir kuvvettir. Örneğin, bir kar fırtınasında kar tanecikleri görülebilir ama bir çeşit enerji olan rüzgar görülemez, sadece hissedilir. Dünyamız katı maddelerden oluşmuş gibi görünmesine rağmen aslında deniz gibi hareket halinde olan akıcı bir enerjiden oluşmuş ve onunla çevrelenmiştir. İnsan organizması sadece fiziksel bir yapıda değildir. Tüm evrende olduğu gibi normal gözle görülemeyen bir enerji alanına sahiptir. Bu enerji alanı cinlerde de vardır. Ancak onların enerjisi insanınkinden daha hızlı hareket etmektedir. Basit şekliyle evrende canlı ve cansız diye tanımladığımız her oluşum moleküllerden, moleküller atomlardan, atomlar ise atomaltı parçacıklardan oluşmuştur. Tüm madde ve varlıkları oluşturan temel yapı taşı aynı olduğu ve bu yapı taşı sürekli bir devinim ve saf bir “enerji” olduğuna göre aslında evrende “cansız” hiçbir şey yoktur. İşte varlıkları özde aynı temele bağlayan ve aynı kaynaktan besleyen bu oluşumun bütününü evrenin yaşam enerjisi olarak tanımlamak mümkündür.

Cinler yaratıldığında dünyamız ateş topu gibiydi. Bu ortamda cinler çok daha rahat yaşayabiliyordu ve insanlar olmadığı için insanlar alemi ile aralarında perde yoktu. Şimdi insanların yaşadığı gibi dünya üzerinde yaşıyorlardı. Kuran-ı Kerim’de insanın çamurdan yaratıldığı söylenmektedir. İnsan dünyaya gönderilmeden önce dünya ateş topu halinden sönerek çamur haline bürünmüştür ve insanın yaşama ortamı oluşmaya başlamıştır. Dünya insanlar için yaşanacak hale geldiğinde cinler kendi alemlerine çekilmiş ve insanlar alemi ile aralarına perde çekilmiştir. Bu manevi bir perdedir. Bu perde sonucunda cinler insanları görebildi ancak insanlar cinleri göremediler. Dünya üzerinde insanlar yaşamaya başladı. Cinler ise dünya da kendi boyutlarında yaşamaya başladılar.

Dünya tahmini hesaplara göre 15-16 milyar yıl önce yaratıldı. Bilimde büyük patlama olarak adlandırılan bu olay anında kum tanesinden onlarca kat küçük ancak sonsuz yoğunlukta ve sonsuz sıcaklıktaki noktanın patlaması ile evren oluşmuştur. Patlama sonucunda büyük bir enerji açığa çıktı. Zaman kavramı başladı. Madde şekillendi ve evren oluşmaya başladı. Büyük patlamanın ilk saniyelerinde evrenin sıcaklığı ”bir milyar defa trilyon defa trilyon” çarpımı derece, bir başka ifade ile evrenin sıcaklığı güneşin en sıcak yerinin 10 trilyon x 10 trilyon kadardı. Bu büyük sıcaklığı hayal etmek bile imkansızdır. Evrenin ilk oluştuğu anda zaman kavramı yoktu. Büyük patlamadan sonra saniyenin 10 katrilyon çarpı katrilyon çarpı trilyonda birinde zaman kavramı başladı. Büyük patlama sonrasında uzayın çapı ise bir metrenin kare trilyon kere trilyonda biri kadardı. Bu anda evren atom çekirdeğinden 1020 kat daha küçüktü, ”Planck Zamanı” olarak bilinen 10 üzeri 43 saniye insanoğlunun bildiği en küçük zamandır. Evrenin oluşmasından sonra 10 üzeri 43 saniyede 4 temel kuvvet birbirinden ayrılır. 10 üzeri 35 saniyede evrende bir anda büyük bir şişme meydana gelir ve evren bir tenis topu büyüklüğüne ulaşır. Sıcaklık 1023 dereceye düşer. 10 üzeri 32 saniyede evren büyümeye devam eder. Evrenin çapı yarım metreye ulaşır. 10 üzeri 8 saniyede sıcaklık 1014 dereceye düşer, 10 üzeri 5 saniyede evren güneş sistemi boyutuna ulaşır sıcaklık ise 10 trilyon derecedir. Büyük patlamadan 3 dakika sonra sıcaklık 1 milyar dereceye düşer. 1.000.000 yıl sonra sıcaklık 1000 dereceye düşer. Ben cinlerin bu zamanda dünyada yaşadıklarına inanıyorum. Bundan sonra ise dünya insanoğlunun yaşam alanı olarak şekillenmeye başlamış ve büyük patlamadan 15 milyar yıl sonra evrenin çapı 1027 metre sıcaklığı ise merkez de 5.538 derece olmuştur. Bu şu an üzerinde yaşadığımız dünyadır. Ancak cinler ve insanların yaradılışları arasında geçen 2000 sene kavramının açıklaması bizim zaman birimimiz ile tezat teşkil eder. Ruhani zaman ile dünyevi zaman farklılığı nedeniyle insan ve cinlerin yaradılışları arasındaki zaman farklılık gösterir. Ruhani zamanda geçen 2000 sene dünyevi zamanda 15 milyar seneyi bulabilmektedir.

x

Check Also

Cinlerin Şekilleri ve Zararları

Cin insana zarar verir mi, insan şekline girebilir mi? Zararından korunmak için ne yapmalı? Tam ...